Doğa, 2 Ağustos'ta bu hayattaki 1 yılını doldurdu. Bir sürü yenilik sığdırdı bu geçen yıla. Önce şaşırdı, belki de biraz korktu. Gördükçe tanıdı, güven geliştirdi bazılarımıza ve çevresine karşı. Duydu, kokladı, tadına baktı, anladı, hatırladı. Kendi hatıralarını ve anılarını biriktirmeye başladı. Yedi, işledi, sindirdi, gerekliyi aldı, kalanını attı. Değişti. Büyüdü. Öğrendi, kullandı. Düşündü, yarattı.
Hiç yakından izlememiştim. Bir insan nasıl büyür, bu denli düşünmemiştim. Fevkalade bir süreç. Hayranlıkla izliyorum Doğa'yı. İnanamıyorum. Aslında bir taraftan inanıyorum çünkü gözlemliyor ve görüyorum ama şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Gizlemek istediğimden de değil de, büyüleyici bir süreç işte yaşadığım.
Şansımın farkındayım. Bir küçük insanın gelişimine tanıklık ediyorum. Birey oluşuna. Hayatı durdurup da yapabildiğim tek şey; O'nu izlemek. Ne büyük lüks. "Vay canına". Bu iki kelime içimde sık sık tekrarlanıyor. Hergün belki de, hem de birkaç defa.
Bir sene önce de yazmıştım; Doğa doğdu, onunla birlikte ben yeniden doğdum. Bugünün anlamı bambaşka benim için, gözümden aşkla yaşlar akıtıyor, içim içime sığmıyor. Büyüyor da büyüyorum sanki.
Doğa, iyi ki katıldın hayatımıza, iyi ki seni tanıyorum, her gün sana dokunup, senden öğreniyorum. İlk yaşın kutlu olsun. Var oldukça bu güzel başlangıçtan güç al dilerim. Gözünden ışık, aklından sevgi eksik olmasın. Sağlıkla büyü, seni seviyorum.

