22 Haziran 2012 Cuma

salıncak

İlk tanışma serin ama güneşli bir pazar gününe tesadüf etti. Oturmasına oturuyor ama koltukta değil, hareket ediyor ama kucakta ya da arabada değil. Peki ya nedir bu şey beni içine koydukları? Adını henüz öğrenemedim ama hoşuma gitti bu nesne. En iyisi mi bir gülümseyim, çünkü kendimi tutamıyorum, çok zevkli!

İlk çocuk bayramını Doğa salıncakların tepesinde kutladı. İleri geri sallanırken gözlerini kapatıyor, rüzgarı yüzünde hisseder gibi keyifleniyor, etrafa ve altından akan zemine bakıyor.. Karşısında durunca bir an için burunlarımızın ucu değecek kadar yakın ama bir an sonra uzanıp ta dokunamayacak kadar uzak oluyor. Güzel şeymiş bu salıncak. Hep salınsak, hep salınsak..

bahar

Baharı hep çok sevmişimdir. Doğa'nın canlanışı, filizlenen yeşiller, kuşların sessizliği bozan cıvıltıları içimi hep kıpır kıpır eder. Bu bahar, evimizin Doğa'sı ile bir başka anlamlı oldu. Onun sevinç kahkahaları ve kıkırdamaları ile dışarıdan çok önce bahar geldi evimize. Cemreler havaya, suya ve toprağa dokundu, Doğa da yeni keşifleri ve dönüm noktalarıyla bizlerin hayatına.. Anlayacağınız yeni bir döneme cap canlı girdik. 


Baharın gelişi pek çok kültürde şenlikler, ritüeller ve bir kaç hafta süren etkinliklerle kutlanır. Biz de Doğa ile neşemize neşe katmak ve bu yeniden doğuşu kutlamak için kendimize eğlenceler türettik. Juju ablamızın hediye ettiği tavşan kulaklarını taktık, Şahin teyzemizin boyadığı yumurtaları yakından inceledik. Bu arada bahçemizde iğne yaprakları açık yeşil tomurcuklarla bezenen mavi ladin dostumuzun ne kadar büyüdüğüne bakmayı da ihmal etmedik. Bu tatlı yarışın birincisi hala açık ara ile Doğa, tabi ki! Boyu uzayan, elleri ve ayakları tombikleşen Doğa artık eskisinden de hareketli. Üstelik yeni tanıdığı objelerin tadına bakmak ve kalite kontrolden geçirmek için artık 6 dişi var!