30 Ekim 2011 Pazar

şeffaf

Doğa'yı uyurken izlemek bu aralar en büyük keyfim. Hele ki kucağımda uyuya kalmışsa.. Bu dünyadan ayrılıp, başka diyarlara gitmek istiyorsam bunu en güzel ona bakarken yapıyorum. 

Çok uzun zamandır yaşamın benim için bu kadar yavaşladığını hatırlamıyorum. Nefesim onunkisi ile bir olduğunda sanki herşey daha da sessizleşip bir rüya alemine geçiş yapıyorum. Beni bu kadar huzurlu kılan aslında onun uyurkenki yüz ifadesi oluyor. Sadecik ve bir o kadar dokunulmamış bir hayat görüyorum her baktığımda. Ali bazen Doğa'ya bakıp onun şeffaf olduğunu söylüyor, bayılıyorum! Hakikaten şeffaf. 

Şimdilerde büyüdü Doğa; anneannesinin deyişiyle küçük bebekken büyük bebek oluverdi. Artık kendi odasında kendi yatağında yatıyor, orada vakit geçiriyor. Uyanınca konuşuyor, hikayeler anlatıyor, kolları ve bacakları ile hikayelerini canlandırmaya çalışıyor. O'nun da paylaşacakları var tabi, anlatacakları ve soracakları. Onun için herşey daha yeni başlıyor..   

2 Eylül 2011 Cuma

Doğa

Bizimkisi yalnızca yürekten bir davetti. Kabul eden o oldu. 

Neredeyse 300 günü onunla 'bir' olarak yaşadım. Bir olma duygusunu böylesi bir gerçeklikte yaşamak sanıyorum biz kadınlara bahşedilmiş bir lütuf. 

Bir kalp atışında can buldum ben, o kalp attıkça da büyüdüm. Meğer önceden hiç büyümemişim. Anlamamışım ne demek. Yeniden oluştum resmen. Her yanıma ayrı dokundu, O dokundukça ben açtım. Yapraklarım içine kapandığı yerden bir bir açıldı gökyüzüne. O'nun ışığını görünceye dek orada öylece uzanmış bekledim, merak ve iştahla. 

2 Ağustos'tu geldiğinde. O gün doğdum ben. Paylaştığımız bedene veda edip, ilk nefesini ciğerlerine doldurduğunda. Bir veda bu kadar mı mutlu olabilir? O'nun geldiği an ben yok oldum. Havaya karıştım sanki. 

Benim bir oğlum oldu. Doğa. Yüzyıllarca feyzaldığımız, öğrendiğimiz doğanın bir parçası o da. Arı ve ışık dolu. Ömrü boyunca kendi gibi olsun dilerim. Biricik olsun. Ben ise, her içime çektiğimde içimdeki notaları müziğe dönüştüren, ama bir türlü üzerime geri giyemeyeceğim o güzel süt kokusunu onda koklayarak minik akıl hocamdan öğrenmeye başladım bile. Dilerim bana sunduklarının birini bile kaçırmam. 
Bay Exupéry, için rahat olsun, O geri geldi..   

30 Temmuz 2011 Cumartesi

birlikte doğmak

Doğum yaklaştıkça hissedilen heyecan ve merakın içeriği de değişiyor sanırım. Son 2-3 haftadır vücudum kendini daha bilinçli bir hale getirdi; beni yavaşlattı, kendimi daha fazla dinler hale getirdi ve şekil değiştirdi. 

Tüm bunların oluşumunu dört gözle izlerken anne olmakla ilgili bilincim de giderek açıldı sanki. Uyanıkken bile gördüğüm hayaller detaylanmaya başladı. Doğum sırasında oğlumla yapacağımız ekip çalışmasını, onu göğüsüme alıp ilk koklayışımı, sevişimi, sonraki günlerde birlikte uyuyuşumuzu, konuşmalarımızı, gözlerini açtığı bu dünyayı ona anlatışımı düşünmeden edemiyorum. 

Doğum sanki tek taraflı değil. Nasıl ki hamilelik dönemini birlikte yaşıyoruz bebeklerimizle, doğumda da birlikte doğuyoruz. Onlar evrene ilk defa ayak basan birer birey olarak, bizlerse yeni doğan anneler olarak. İnanın minik oğlumun doğacak olmasına heyecanlandığım kadar anne olarak onunla birlikte doğacak oluşumun da heyecanı içindeyim. En güzeli de bu süreçte yalnız olmamak. Bana tüm bunları nasıl hissedeceğimi öğreten minik bir öğretmenim var :) 

28 Haziran 2011 Salı

baby shower

Bu hafta sonu minik oğlumuz için bir baby shower yaptık. Bu keyifli fikri öneren Didem'e ve oyun önerileri ile daha da fazla kıkırdamamıza vesile olan Nesrin'e çok teşekkür ederiz. 

Bu minik adamın o gün onun için bir araya gelenlerin farkında olmadığını düşünen varsa hemen yanıldıklarını söylemeliyim. Tüm günün neşesini ve enerjisini sizlerden toplayıp toplayıp bana gece boyunca teşekkürlerini sundu. Nasıl mı? Yanılmıyorsam şöyle yapmış olmalı; içerdeki evinin duvarlarına bütün gece hislerini ve mutluluğunu yansıttığı resimler çizerek! Evet, sahiden. Üstelik bu resimleri nasıl çiziyor biliyor musunuz? Elleri ve ayaklarını renkli hayal boyalarına batırarak, sağa sola sıçrata sıçrata özgün tarzı ile el, ayak baskısı yapıyor. Siz ne zannettiniz benim küçük kat malikini? Sessiz  (şimdilik tabi, bakalım zaman ne gösterecek!) ama hareketlidir benim oğlum, mutluluğunu, sevincini hemen paylaşmak ister.

On tane güzel kızın sesini duyup, sıcacık enerjisini kim hissetse başı dönerdi! Üstelik kendisine armağan edilen çeşit çeşit hediyeyi kullanmak için şimdiden heyecanlandığını bile paylaştı benimle.. 

Oğlum ve ben, o gün bizlerin yanında olan hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz. Daha nice mutluluğu sizlerle birlikte paylaşmak dileğiyle..

21 Haziran 2011 Salı

rengarenk hisler

Güzel oğlum, 17 Mayıs’ta nihayet askerden dönen babasına kavuştu. Ne kadar büyüdüğünü ve hareketli olduğunu kısacası tüm marifetlerini artık onunla da paylaşıyor! Sesimize ve dokunuşlarımıza tepki veriyor, sanki minik bir fok balığı gibi göbeğimin içinde bize yaptığı dansları keyifle izlettiriyor.

Geçenlerde O’nun için ilk alışverişimizi yaptık. Yaptık ama, nasıl yaptık bir de bize sorun. Elimize aldığımız her şey o kadar küçük geldi ki, gerçek bir çocuk mu yoksa oyuncak bebek mi giydireceğiz acaba diye düşünmekten kendimizi alıkoyamadık! Bir de baktık ki dükkanın ortasında durmuş, önünde pusetle gezen herkesi incelemeye başlamışız, ne alıyorlar ne yapıyorlar diye. İşin komik tarafı, bir yandan da soruyoruz: “Sizinki kaç aylık, hangi beden oluyor?” 

Ne büyük bir keyifmiş meğer insanın çocuğu için hazırlık yapması.. Dünya bir yana, O bir yana. Hele bir de siz tüm bunlarla tanışırken O da pıt pıt pıt içerden sizi yokluyorsa ve kıpırdanıyorsa iş başka bir eğlenceye dönüşüyor. Bakalım yanımıza geldiğinde bize daha neler hissettirecek? Dört gözle ve heyecanla seni bekliyoruz kuzucuğum..