14 Aralık 2011 Çarşamba

Doğa'nın dostları

Doğa'nın şimdiden bir dolu arkadaşı var. Bizim arkadaşlarımız ve çocukları haricinde hayvan ve bitki dünyasından da yeni dostlar edindi kendisi. Bahçemize onu görmeye gelen İbibik kuşu, bu dostlarından ilki oldu. Eylül ayının ilk yarısında her sabah Doğa'ya günaydın demeye gelen güzel İbibik Kuşu gidince aynı ayın sonlarında 10-12 tane keklik konuk oldu bahçemize. Verandamızda toplanan bu güzel kuşları Doğa önceleri tavuk sandıysa da keklik olduklarını yakından bakarak öğrendi. Birkaç gece bahçe demirlerimize oturan baykuşun "hu hu" sesleri ile uyudu, bazı sabahlar ise kaplumbağanın masalların aksine ne kadar hızlı yürüyebildiğine tanık oldu Doğa. 

Belki de en anlamlılarından biri kadim dostumuz Sunny ile tanışmaları idi. Doğa'nın minik ellerini koklamaya çalışan Sunny beklediği ilgiyi göremeyince havlayarak kendini tanıttı. Doğa bundan çok etkilenmiş olmalı ki, bazı sabahlar uyandığında "rüyanda neler gördün?" diye soruyorum, bana "hauv hauv hauv" diye cevap veriyor! 

Tüm hayvan dostlarının dışında, evimizdeki bitkilere de Doğa'nın ilgisi büyük. Her sabah uyandığında hepsine günaydın derken kimisinin yeşil uzun yapraklarını, kimisinin çiçeklerini, kimisinin de tavana kadar yükselen dallarını dakikalarca seyrediyor. 

Geçen gün bahçemizde ağırlamak üzere bir dostu daha davet ettik ailemize. Yeni dostumuz bir mavi ladin. Henüz minik, Doğa gibi. Doğa'nın onunla birlikte büyümekten zevk alacağını düşündük. Yeni dostu ile şimdiden tatlı bir rekabet başladı bile aralarında; bakalım kimin boyu daha çabuk uzuyacak?   

30 Ekim 2011 Pazar

şeffaf

Doğa'yı uyurken izlemek bu aralar en büyük keyfim. Hele ki kucağımda uyuya kalmışsa.. Bu dünyadan ayrılıp, başka diyarlara gitmek istiyorsam bunu en güzel ona bakarken yapıyorum. 

Çok uzun zamandır yaşamın benim için bu kadar yavaşladığını hatırlamıyorum. Nefesim onunkisi ile bir olduğunda sanki herşey daha da sessizleşip bir rüya alemine geçiş yapıyorum. Beni bu kadar huzurlu kılan aslında onun uyurkenki yüz ifadesi oluyor. Sadecik ve bir o kadar dokunulmamış bir hayat görüyorum her baktığımda. Ali bazen Doğa'ya bakıp onun şeffaf olduğunu söylüyor, bayılıyorum! Hakikaten şeffaf. 

Şimdilerde büyüdü Doğa; anneannesinin deyişiyle küçük bebekken büyük bebek oluverdi. Artık kendi odasında kendi yatağında yatıyor, orada vakit geçiriyor. Uyanınca konuşuyor, hikayeler anlatıyor, kolları ve bacakları ile hikayelerini canlandırmaya çalışıyor. O'nun da paylaşacakları var tabi, anlatacakları ve soracakları. Onun için herşey daha yeni başlıyor..   

2 Eylül 2011 Cuma

Doğa

Bizimkisi yalnızca yürekten bir davetti. Kabul eden o oldu. 

Neredeyse 300 günü onunla 'bir' olarak yaşadım. Bir olma duygusunu böylesi bir gerçeklikte yaşamak sanıyorum biz kadınlara bahşedilmiş bir lütuf. 

Bir kalp atışında can buldum ben, o kalp attıkça da büyüdüm. Meğer önceden hiç büyümemişim. Anlamamışım ne demek. Yeniden oluştum resmen. Her yanıma ayrı dokundu, O dokundukça ben açtım. Yapraklarım içine kapandığı yerden bir bir açıldı gökyüzüne. O'nun ışığını görünceye dek orada öylece uzanmış bekledim, merak ve iştahla. 

2 Ağustos'tu geldiğinde. O gün doğdum ben. Paylaştığımız bedene veda edip, ilk nefesini ciğerlerine doldurduğunda. Bir veda bu kadar mı mutlu olabilir? O'nun geldiği an ben yok oldum. Havaya karıştım sanki. 

Benim bir oğlum oldu. Doğa. Yüzyıllarca feyzaldığımız, öğrendiğimiz doğanın bir parçası o da. Arı ve ışık dolu. Ömrü boyunca kendi gibi olsun dilerim. Biricik olsun. Ben ise, her içime çektiğimde içimdeki notaları müziğe dönüştüren, ama bir türlü üzerime geri giyemeyeceğim o güzel süt kokusunu onda koklayarak minik akıl hocamdan öğrenmeye başladım bile. Dilerim bana sunduklarının birini bile kaçırmam. 
Bay Exupéry, için rahat olsun, O geri geldi..   

30 Temmuz 2011 Cumartesi

birlikte doğmak

Doğum yaklaştıkça hissedilen heyecan ve merakın içeriği de değişiyor sanırım. Son 2-3 haftadır vücudum kendini daha bilinçli bir hale getirdi; beni yavaşlattı, kendimi daha fazla dinler hale getirdi ve şekil değiştirdi. 

Tüm bunların oluşumunu dört gözle izlerken anne olmakla ilgili bilincim de giderek açıldı sanki. Uyanıkken bile gördüğüm hayaller detaylanmaya başladı. Doğum sırasında oğlumla yapacağımız ekip çalışmasını, onu göğüsüme alıp ilk koklayışımı, sevişimi, sonraki günlerde birlikte uyuyuşumuzu, konuşmalarımızı, gözlerini açtığı bu dünyayı ona anlatışımı düşünmeden edemiyorum. 

Doğum sanki tek taraflı değil. Nasıl ki hamilelik dönemini birlikte yaşıyoruz bebeklerimizle, doğumda da birlikte doğuyoruz. Onlar evrene ilk defa ayak basan birer birey olarak, bizlerse yeni doğan anneler olarak. İnanın minik oğlumun doğacak olmasına heyecanlandığım kadar anne olarak onunla birlikte doğacak oluşumun da heyecanı içindeyim. En güzeli de bu süreçte yalnız olmamak. Bana tüm bunları nasıl hissedeceğimi öğreten minik bir öğretmenim var :) 

28 Haziran 2011 Salı

baby shower

Bu hafta sonu minik oğlumuz için bir baby shower yaptık. Bu keyifli fikri öneren Didem'e ve oyun önerileri ile daha da fazla kıkırdamamıza vesile olan Nesrin'e çok teşekkür ederiz. 

Bu minik adamın o gün onun için bir araya gelenlerin farkında olmadığını düşünen varsa hemen yanıldıklarını söylemeliyim. Tüm günün neşesini ve enerjisini sizlerden toplayıp toplayıp bana gece boyunca teşekkürlerini sundu. Nasıl mı? Yanılmıyorsam şöyle yapmış olmalı; içerdeki evinin duvarlarına bütün gece hislerini ve mutluluğunu yansıttığı resimler çizerek! Evet, sahiden. Üstelik bu resimleri nasıl çiziyor biliyor musunuz? Elleri ve ayaklarını renkli hayal boyalarına batırarak, sağa sola sıçrata sıçrata özgün tarzı ile el, ayak baskısı yapıyor. Siz ne zannettiniz benim küçük kat malikini? Sessiz  (şimdilik tabi, bakalım zaman ne gösterecek!) ama hareketlidir benim oğlum, mutluluğunu, sevincini hemen paylaşmak ister.

On tane güzel kızın sesini duyup, sıcacık enerjisini kim hissetse başı dönerdi! Üstelik kendisine armağan edilen çeşit çeşit hediyeyi kullanmak için şimdiden heyecanlandığını bile paylaştı benimle.. 

Oğlum ve ben, o gün bizlerin yanında olan hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz. Daha nice mutluluğu sizlerle birlikte paylaşmak dileğiyle..