2 Temmuz 2013 Salı

ruhun gıdası

Doğa'nın müzik tutkusunu anlatmaya başlamışken devam edeyim madem.. Rock ve pop müziğe olan ilgisinden bahsetmiştim. Bu sayede klasik gitar, elektro gitar, mızıka ve davullarla tanışmıştı. Sevdiği her enstrümanın nasıl çalındığına dikkatle bakan Doğa, varsa evde mevcut olan müzk aletlerini, yoksa eline geçirdiği benzer şekildeki aletleri enstrüman olarak kullanmayı ihmal etmiyor. 

(Mızıka - Ocak 2013)

 (Hokey sopası ile gitar - Mayıs 2013)

Mikrofon ise ayrı bir tutkusu. Kendi bestelerini eski bir duş başlığına geçirdiği karton bir ruloyla yaptığı mikrofonla evde gezinerek söylüyor. 

(Mikrofon - Mayıs 2013)

Doğa'nın aslında en çok klasik müziğe düşkünlüğü var. Doğmadan önce karnıma dayadığım minik kulaklıklarla onunla dinlediklerimi paylaşıyordum. Henüz televizyon seyretmese de, çeşitli filarmoni orkestralarının konser kayıtlarını kendisi ile birlikte izliyoruz. Doğa, kalabalık orkestraları, konuk sanatçıları ve onları yöneten şefleri büyük bir dikkatle ve tabi taklit ederek izliyor. Şimdiye dek keman, kontrbas, flüt, zilofon ve pianoyu ayırd etmekle kalmayıp, çalınış şekillerini taklit etmeye başladı. Hatta arabada ya da dışarıda bulunduğumuz mekanlarda dinlediği müziklerde hangi enstrümanı duyduğunu size söylemeyi de ihmal etmiyor. Eeee, müzik ruhun gıdasıdır diye boşuna dememişler. Doğa da, yemeklerle beslendiği kadar müzkle de besleniyor! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder