26 Ekim 2010 Salı

nasıl oluyor bu iş?

"Yola çıkma zamanıdır" dedi ya o İç Ses bir kere, taktı koluna Kalbi, düştü yollara.. Düşen bir onlar olsa keşke, değil. Takıldı mı Zihin de onlara? Hah, şimdi ekip tamam. Bu üçlü, o gün bugündür birlikte yol alıyorlar.

Zihin durmuyor tabi, kuruyor da kuruyor "nasıl oluyor bu iş" diye. Kalp bir yandan hisleniyor onun dediklerine. İç Ses hiç durur mu? O da yumurtluyor bir şeyler. Geçen gün kafa kafaya verip bir teori geliştirdiler, pek hoşuma gitti.

Zihin: Bu bir birikim olsa gerek..

Kalp: Nasıl bir birikim? 

Zihin: Yani, yaşam, başka yaşanmışlıklardan türüyor olsa gerek diye düşünüyorum.

İç Ses: Tuhaf, ama sanırım ne demek istediğini anladım. Hatta öyle bir birikim ki bu, kalıbına sığmadığı için taşmaya zorlanıyor ve kendine yeni yerler arıyor, doğru mu?

Zihin: Aynen öyle.. 

Kalp: (heyecan içinde) Bendeki sevgi gibi mi mesela?! Büyüyor, büyüyor sonra öyle bir noktaya geliyor ki artık onu paylaşmak zorunda kalıyorum.

Zihin ve İç Ses: (sessizlik) ... Evet !


Ve işte teori böyle bir sohbette ortaya atılıverdi..

Sen ve ben; yaşadık, yaşadık, biriktirdik durduk.. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik. Taş üstüne taş koyduk, bugüne geldik. Önce aşık, sonra aşk olduk. Şimdi ise taşmak zamanı. Bakalım nasıl olacak? Her anı seninle heyecan verici, sağol.

7 Ekim 2010 Perşembe

yeni bir yolculuk


Sanırım hazırım.. Anne olmak fikri o kadar heyecanlandırıyor ki beni. İçimde yaşattığım aşkın hayata dönüşebilecek olması akla hayale sığmayacak bir mucize gibi. 

Yaşadığım bu duyguları yazmam gerektiğini düşündüm bugün. Hislerimin tarihçesi olursa bir gün geriye baktığımda bu hisleri o anda yaşadığım gibi kaydetmiş olmaktan dolayı iyi hissedeceğim. Unutacağım hisler değil bunlar elbet, ama her şeyin ilk başladığı bu günleri anlattığım satırları okumak kuşkusuz büyük zevk olacak. 


Ve işte böyle.. Yolculuk bugün, bu şekilde başladı..