10 Nisan 2013 Çarşamba

kar

Geçen sene son baharı çok farkında geçiremediği gibi, kışın ve yağan karın da tadına varamamıştı Doğa. Geçtiğimiz kışın aksine, bu sene şansına sadece bir defa kar yağdı Ankara'ya. Fırsat bu fırsat diyerek ben de Doğa'yı karla tanıştırmak istedim. 

Sabah uyandığında yatak odasından bahçenin karla kaplı olduğunu görünce önce bir a-aaa (bu ses gerçekten duyulmaya değer, bana kahkaha attırıyor) dedi sonra soğuk cama burnunu yapıştırıp, yakından görme çabası içine girdi. Bu minik olayla nefesinin camda buhar yaptığını da keşfeden Doğa'ya dışarıya çıkalım mı diye sordum. Başını iştahla yukarı aşağı salladı, gözleri koca kocaman.. Paltolar, ayakkabılar giyile, atkılar takıla o halde! Hemen bir çırpıda giyindik ve bahçeye çıktık. 

Ben de en az onun kadar merak içindeydim. Acaba ne yapacaktı? Normalde paldır küldür verandadan çimlere koşan Doğa bu defa uzun uzun karla kaplı çim alanı seyretti. 



- Kara basmak ister misin Doğa'cım?
- (Başıyla) I-ııh. 
- Dokunmak ister misin peki? 
- ..... (Ses yok)
- Biliyor musun, bu suyun katı hali. Hani içtiğimiz, elimizi yıkadığımız su var ya, o donunca minik kristaller oluşuyor. Bir sürü minik kristal var burada, kar tanesi yani. Yakından bakmak ister misin? 
- ..... (Ses yok)

Elime biraz kar alıp ona uzattım, çekinerek dokundu. 

- Soğuk değil mi? 
- ..... (Sessizce evet anlamında başını sallıyor)
- Tutmak ister misin?

Elimden alıp 1-2 saniye bakıp, geri yere bıraktı. 

- Peki, üzerinde dolaşmak ister misin? 
- ..... (Sessizce evet anlamında başını sallıyor)

ve sonra bahçeye çıktık. Yerde dolaştıkça arkasında ayak izlerinin çıktığını ona gösterdiğimde çok hoşuna gitti. Bir adım atıyor, geriye dönüp bakıyor. Bir adım atıyor, geriye dönüp bakıyor. Yanakları soğuktan kızarana kadar gezdi durdu karın üzerinde. Böylece ilk defa karla da tanışmış oldu!


24 Mart 2013 Pazar

önlük



Geçenlerde sevgili dostum Asuman bize geldiğinde Doğa'ya da bir hediye getirmiş. Bir oyun önlüğü. Önlüğün 2 özelliği var; bir, üzerinde sevimli bir zürafa var, iki, iç kısmı muşamba türevinde bir kumaşla kaplı. Bu hediyeyi görünce ben de en az Doğa kadar sevindim çünkü su ile oynarken doyasıya ıslanıp, dakikalarca kuru ve sıcak kalabilecekti. Nitekim öyle de oluyor. Asu'cuğum bu işlevsel ve çok anlamlı hediye için sonsuz teşekkürler. 
Gel gelelim bu hediyenin bizim dünyamızda kendine nasıl bir yer bulduğuna.. Çiçekleri sulamayı pek seven Doğa, hediyenin gelişinden bir iki gün sonra çiçek sulama kabı yerine fısfısı isteyince eğlencemiz başladı. Salonumuzdaki iki benjaminin yapraklarını parmak uçlarına kalkarak ıslatan Doğa, sonra fısfısın ağzını kendine çevirip yüzünü ve gıdısını sulamaya başladı! Eureka! İşte önlüğü kullanmak için harika bir fırsat diye düşündüm. Hemen önlüğü kuşandık tabi. O andan sonra olanları yazmamın gereği yok. Kare kare izleyebilirsiniz..

Fısfısını kapanı bize bekleriz. 

kedi

Hayvanlar Doğa'nın ilgi alanları arasında belki de en büyük yere sahip. Daha 9-10 aylıktı saksağan, kedi, köpek ve ördeklere merak saldığında. Bunlar günlük yaşantısında sık rast geldiği hayvanlar, bir de kitaplardan tanıdıkları var. Uzuuuun boyunlu zürafa, sonra kükreyen aslan, hu huuu diye öten baykuş, vraklayan ve dil çıkaran kurbağa ve sayamayacağım niceleri Doğa'nın renkli dünyasında vücut bulmuş durumda. Müthiş de bir taklit yeteneği var, tanıdığı çoğu hayvanın ya sesini çıkarıyor ya da hareketlerini taklit ediyor bızdık. 

Tabi tüm bu hayvanları uzaktan sevmesi çok kolay ve zevkli. Peki ya bazıları ile yan yana geldiğinde Doğa nasıl tepki veriyor dersiniz? Evlere şenlik anlar yaşanıyor bazen. İşte Doğa ve güzel siyah tüylü bir kedi...


süpürge

İyi mi kötü mü bilmiyorum ama Doğa evde beni izlerken hoşuna giden bazı işleri kendi de yapmaya başladı. Bunlar yapıldığını gördüğünde muhtemelen ilgisini çeken bir alet/aracın kullanıldığı her türlü eylem diyebiliriz. Bu eylemlerin en başında süpürmek geliyor. Dolayısı ile merak uyandıran araçlar ise faraş ve süpürge. Evdeki her türlü süpürge ve faraş boy olarak Doğa'dan uzun olduğu için kullanması çok da kolay olmuyor. Ancak hiç bir güçlük her seferinde azimle denemekten alıkoymuyor Doğa'yı. 

Yine geçtiğimiz son bahardı, bahçeye çıkmıştık. Koşarak kaydırağa gitti Doğa. Bir de ne görsün, kaydırağın en altı irili ufaklı taşlarla dolu. Kaysa onların içine kayacak. Olacak iş değil tabi. Birkaç saniye içinde tüm bunları aklından geçirdiğini anladığım zaman Doğa çoktan eve yönelmiş son sürat koşuyordu. Baktım verandada duran uzun saplı fırça süpürgeyi kapmış geliyor. Ama niye anlatıyorum ki? Siz de oradaydınız elbette!


23 Mart 2013 Cumartesi

güz

2011 son baharında Doğa henüz bir kaç aylıktı. Henüz yürümüyor ve kendi keşiflerini yapmıyordu. 2012 son baharı aslında O'nun için ilk kendince keşfedilen sonbahardı. Yaprakların sarı, kahverengi, turuncu ve kırmızıya dönebildiklerini, kuruduklarında ağaçların dallarından düştüklerini, düştüklerinde de rengarenk bir oyun alanı yarattığını Doğa ilk defa bu yıl farketti. Fazla söze gerek yok..